Takipçiler

20151125

Hayaller vs Hayatlar

Verdiği sözleri tutamama konusundan benden daha iyisini bulamazsınız. Öyle ki, haftada üç blog yazacağımı söylemiştim; PALAVRAYMIŞ.
Vaktim mi yoktu? Çok mu meşguldüm? HAYIR.
Aksine, hayatımın en işsiz güçsüz bir haftasını geçiriyorum. Özellikle şu son üç günüme bakılırsa, evden dışarı adım atmadım.
Okula gitmiyorum. Evi temizlemiyorum, ki temizlik yapmadan duramayan biriyim. Mutfak alışverişi yapmıyorum, Mac'e gitmiyorum. İnanır mısınız, aynaya bile bakmıyorum. Bakın makyaj yapmayı geçtim. aynaya bakmamaktan bahsediyorum. Manik depresif bir ruh hali içerisindeyim ve son bir haftadır ruh halimin sebep olduğu en büyük hobim de, koltuğa uzanıp tavanı incelemek.  
Farklı farklı da hayaller içerisindeyim bu aralar. Baya baya bunları projeye dönüştürmeyi falan düşünüyorum. Tüm gün eve kapanıp, tavanı inceleyince, yeni projeler geliştirebiliyorsun.Hem de daha iş hayatına atılmamışken... Babamın bir lafı vardır: Bütün yeşilleri boyadın, kaldı fıstık yeşili." Aynı o hesap benimkisi.
Senelerdir en büyük hayalim bir kafe açmak. Alışılmış kafelerin dışında, içinde dünyanın en leziz kahvelerinin  ve avrupaya/afrikaya özgü özel tatlıların servis edildiği edildiği bir kafe hayali. Geçen gün babamla kahvaltı ederken bu konuyu açtım. Dekorasyonundan tutun, çalacak olan jazz müziğe kadar anlattım ve sanırım hayatımda ilk defa babam, bir hayalimi projeye dönüştürmem için beni gaza getirdi. Çocukluğumdan bu yana, hemen hemen her istediğime ulaşıp, çok çabuk sıkılmış biriyim. Bu yüzden babamın hayallerimi heves olarak gördüğü çok olur. 20'li yaşlarımın başından itibaren geleceğime dair tek bir hayal kurmam ve bunun aslında çok da ütopik bir şey olmaması sanırım babamı biraz rahatlattı. Bilirsiniz hayaller ne kadar büyük olursa, ulaşmak o kadar güç oluyor ve bunun akabininde hayal kırıklığına uğradığımda atlatma sürecim epey uzuyor. 
Durun, konudan uzaklaşmadan devam ediyorum. Her şeyi anlattım ve bana hem maddi, hem manevi yönden destek olacağını söyledi. Seneye okul bitecek ve ben çalışmaya başlayacağım. İki sene para biriktirip, fransızca ile bağlantılı bir iş yapacağım ve tahminen 26 yaşında bir kafe açacağım. İnanır mısınız, aklıma dekorasyonla alakalı fikirler geldikçe küçük bir deftere not alıyorum.
Kahve kültürüne yeterince hakim olmak gerekiyor. Dıdısının dıdısına kadar öğrenmek gerekiyor ki mochalı, latteli kafelerden bir farklı olsun.
Öyle işte. Bu aralar tavana bakarak hayal kurma hobisi edindim. 26'ıma gelince Volkan'ı gaza getirip denize kıyısı olan bir şehirde, elit bir kafe sahibi olayım diyorum. 
Sanırım ben de yazmayıp yazmayıp, bir patlama yaşayıp, sayfalarca yazıyorum. Bugünün konusu da hayaller vs hayatlar olsun o zaman.
Şuraya da küçücük bir şarkı iliştiriyorum, sevgiyle kalın.
https://www.youtube.com/watch?v=j6TmogXhOZ8

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder